Sabır Bahçesinin Hasan’ı
Küçük bir köyde Hasan adında sekiz yaşında bir çocuk yaşardı. Hasan çok çalışkan ve temiz kalpliydi ama sabır konusunda hala çok zorlanıyordu. Bir şeyi hemen olsun istiyordu.
Bahçelerinde annesiyle birlikte bir meyve bahçesi yapmışlardı. Annesi, “Hasan, bu yıl buraya erik fidanı dikelim. Sabredip bakarsak, birkaç yıl sonra bol bol erik yeriz” demişti.
Hasan çok heyecanlandı. Fidanı birlikte diktiler. Hasan her sabah erkenden bahçeye koşuyor, fidanın başına koşup oturup bekliyordu.
“Anne! Niye büyümüyor? Dün de bugün gibiydi!” diye yakınıyordu.
Annesi gülümseyerek cevap verdi;
“Evladım, her şeyin bir vakti var. Allah her şeyi en güzel zamanda yaratır. Erik fidanı toprağın altında kök salar, sonra yavaş yavaş büyür. Sen acele edersen fidanı incitebilirsin. Sabretmek, Allah’ın verdiği en güzel hediyelerden biridir.”
Hasan anlamıyordu. Bir gün sabredemedi. Fidanın yanına küçük bir kürekle gitti ve toprağı eşeleyip köklerini kontrol etmek istedi. “Belki kökleri büyümüyordur” diye düşündü. Köklerden birini hafifçe çekince fidan biraz eğildi. Hasan korktu ama kimseye söylemedi. Aradan birkaç hafta geçti. Fidanın yaprakları sararmaya başladı. Hasan çok üzüldü. Annesi fidanı görünce “Ah yavrum… Sen yine sabredemedin değil mi?” dedi.
Hasan başını öne eğdi, gözleri doldu:
“Evet anne… Köklerini kontrol etmek istedim. Çok merak ettim. Şimdi fidanımız ölecek mi?”
Annesi onu kucağına aldı ve sakin bir sesle anlattı:
“Hasan’ım, sabır sadece beklemek demek değildir. Sabır, Allah’ın takdirine güvenmektir. O, her şeyi bilir ve her şeyi en güzel şekilde düzenler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: ‘Sabır, imanın yarısıdır.’
Sabreden insan, zorluk karşısında isyan etmez, acele etmez, ‘Niye ben?’ demez. Bunun yerine ‘Bu da geçer, Allah’ın izniyle hayırlısı olur’ der. Sabır insanı güçlü kılar, kalbi huzurlu yapar. Bak, sen acele ettiğin için fidanımız şimdi sıkıntı çekiyor. Ama ümitsiz olmayalım. Birlikte dua edelim.”
O akşam Hasan ve annesi birlikte fidanın başına oturdular. Hasan içtenlikle dua etti:
“Ya Rabbi… Ben acele ettim, fidanımızı incittim. Beni affet. Fidana şifa ver, onu iyileştir. Bana da sabır ver ki bir daha acele etmeyeyim. Amin.”
Hasan o günden sonra her gün fidanın yanına gidiyor, ama artık dokunmuyordu. Sadece su veriyordu, toprağını hafifçe temizliyordu ve dua ediyordu. “Allah’ım, sen büyüt” diyordu.
Aradan aylar geçti. Fidanın sararan yaprakları yavaş yavaş yeşermeye başladı. Bir yıl sonra fidan güçlendi ve ilk küçük erikleri verdi. Hasan o erikleri toplarken annesine koştu:

“Anne! Bak! Erikler çıktı! Hem de çok tatlı!”
Annesi gülümsedi:
“Gördün mü yavrum? Sabreden mutlaka meyvesini alır. Ama bu meyve sadece erik değil… Senin kalbine de sabır meyvesi verdi Allah.”
Hasan artık her işte sabretmeyi öğrenmişti. Okulda ders çalışırken, arkadaşlarıyla oyun oynarken, hatta hasta olduğunda bile “Bu da Allah’tan, sabredeyim” diyordu.
Köydeki çocuklar ona “Sabır Bahçesinin Hasan’ı” demeye başladılar.
Küçük bir dua ile bitirelim hikayemizi:
“Allah’ım, bize sabır ver.
Zor zamanlarda isyan ettirme.
Acele ettirme.
Her işte Sen’in takdirine razı kıl.
Bizi güzel ahlaklı kullarından eyle.
Amin.”



