Uğur Böceği ve Karınca Hikayesi

Sıcak mı sıcak bir öğle sonrasında iki yakın arkadaş, uğur böceği ve karınca, bir elma ağacının altında sohbet ediyorlarmış. Masal bu ya, bu elma ağacında da periler yaşarlarmış. Kendi aralarında konuşmuşlar: Görüyor musunuz şu iki hayvanı, biri uğur böceği, biri karınca, ama ne kadar iyi arkadaşlar, diyorlarmış.

Perilerden bir tanesinin aklına bir fikir gelmiş. Ne kadar iyi arkadaşlarmış, şimdi göreceğiz, demiş. Birdenbire ağaçtan elmaların en güzeli pat diye iki arkadaşın önüne düşmüş. Uğur böceği ve karınca önce korkmuşlar, öyle ya, bu kocaman bir elmaymış. Derken elma ikiye ayrılmış. İçinden bir peri çıkmış: Bir süredir sizin sohbetinizi dinliyorum, arkadaşlığınız çok hoşuma gitti. Ben de size sizin arkadaşlığınızı sınamak için bir hediye sunacağım, demiş.

İki arkadaş heyecanla hediyenin ne olduğunu sormuşlar. Peri cevap vermiş: Şimdi size bir hazinenin iki haritasını vereceğim. Yollardan biri kısa, biri uzun. İster birlikte yola çıkın, ister ayrı ayrı. Kim önce ulaşırsa hazineyi alır. Birlikte giderseniz de paylaşırsınız, demiş.

Karınca cevap vermiş: İki haritaya gerek yok. Haritalardan biri yeterli. Biz birlikte yola çıkarız. Uğur böceği ise karıncanın hiç beklemediği bir şey söylemiş: Nasılmış bakalım bu iki yol haritası? Önce bir görelim. Karınca biraz üzülmüş, çünkü yola birlikte çıkarlar diye tahmin ediyormuş. Ama bir şey belli etmemiş. Peri, yol haritalarını anlatmaya başlamış: Yollardan biri uzundur ama güvenlidir. Eğer sabırlı ve çalışkansanız bu yoldan gidin. Peki diğeri, diye sormuş uğur böceği. Diğeri kısa ama biraz tehlikelidir. Ama şanslıysanız kısa sürede hazineye ulaşırsınız.

Benim adım üstümde, demiş uğur böceği. Herkes benim şans getirdiğimi bilir. Ver bakalım şu haritayı, demiş ve karıncaya veda bile etmeden yola çıkmış.

Karınca da ne yapsın, uzun ve zahmetli yolu seçmiş. İkisi de ayrı ayrı yola düşmüşler.

Uğur böceği, yolda pırıl pırıl parlayan bir inci tanesiyle karşılaşmış. İnci tanesi, neredeyse uğur böceğinin kendi ağırlığı kadarmış, aslında bizim böceğin yolculukta böyle bir inciye de pek ihtiyacı yokmuş doğrusu. Ama bunu şanslı olmasının bir işareti olarak düşünmüş ve kıymetli inciyi sırtlanıp yola devam etmiş.

Gelin bir de karıncadan haber edelim. Karınca, az gidiyormuş, uz gidiyormuş, dere tepe düz gidiyormuş. Dönüp bir bakıyormuş ki bir arpa boyu yol gitmiş oluyormuş.

Uğur böceğininse hiç acelesi yokmuş, nasılsa yolum kısa diye düşünüyor, sanki bir gezintiye çıkmış gibi hissediyormuş. Tek sorun, sırtında taşıdığı o kıymetli incinin ağırlığıymış. Gel zaman git zaman, uğur böceği epey yorulmuş. Bende bu şans varken nasılsa kısa sürede hazineye ulaşırım diye geçirmiş içinden. Biraz dinlenmeye karar vermiş. Her tarafı ağlarla örülü bir yuva bulup orada uyumaya başlamış.

Bir süre sonra üzerinde büyük bir gölge hissetmiş, uyanmış. Meğer orası, örümceğin eviymiş. Uğur böceği de kıymetli incisiyle örümceğin ağlarına takılmış. Kendisi uçarak ağlardan kurtulabilirmiş ama kıymetli incisini bırakmaya gönlü razı olmuyor, bir türlü oradan gidemiyormuş. Uğraştıkça uğraşmış, ama inciyi kurtarmaya çalıştıkça ağlara iyice dolanmış. Artık gitmek istese de ağlardan kurtulamıyormuş. Örümcek de git gide yaklaşmaktaymış.

Keşke şu inciyi sırtıma almasaydım, buradan kurtulmuş olacaktım, diye düşünmüş uğur böceği.

Uğur böceği debelenedursun, biz bir de karıncaya bakalım. Karınca, uzaklarda parlayan bir inci ve uğur böceği arkadaşını görmüş. Hazineye giden yoldan ayrılmış, bir kırlangıcın kanadına binip arkadaşını kurtarmak için ilerlemeye başlamış.

Uğur böceği iyice umutsuzluğa kapılmışken arkadaşının yetiştiğini görmüş. Karınca, ağları dişleriyle kıtır kıtır parçalamış. İnci orada kalmış kalmasına ama uğur böceğinin gözü artık hiçbir şey görmüyormuş. Karıncaya teşekkür etmiş.

Haydi, demiş karıncaya. Senin haritanla yola devam edelim.

İki arkadaş, uzun ama güvenli yola birlikte devam etmişler. Bembeyaz incilerle, yemyeşil zümrütlerle dolu hazineye ulaşmışlar. İncilerin en küçüğü bile uğur böceğinin örümcek ağında bıraktığından kat kat büyükmüş.

Gökten üç elma düşmüş. Biri masalı anlatanın, biri dinleyenin, biri de uğur böceğiyle karıncanın…

Melisa (Yazar)

Bir okul öncesi öğretmeni olarak uzmanlığımı, sitemizdeki her masalın pedagojik açıdan doğru ve çocuğunuzun gelişimine uygun olmasını sağlamak için kullanıyorum. Amacım, hayal gücünü güvenle besleyen içerikler sunmak.

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu