Aslan ile Fare Masalı

Geniş ve yemyeşil bir ormanın derinliklerinde güçlü bir aslan yaşarmış. Ormandaki bütün hayvanlar ondan çekinir, aslanın kükremesini duyduklarında sessizce oldukları yerde kalırlarmış. Fakat bu aslan, diğer hayvanların düşündüğü kadar kötü kalpli değilmiş. Bazen öfkeli, bazen sert görünse de içinde iyilik taşıyan bir yanı varmış.
Bir gün aslan, uzun bir avın ardından büyük bir ağacın gölgesine uzanmış ve dinlenmeye başlamış. Güneş yaprakların arasından süzülüyor, hafif bir rüzgâr dalları sallıyormuş. Aslan kısa sürede derin bir uykuya dalmış.
Küçük Farenin Hatası
O sırada ormanda yiyecek arayan küçük bir fare, ağacın yakınından geçiyormuş. Farenin gözüne yerde duran birkaç yemiş ilişmiş. Sevinçle yemişlere doğru koşarken farkında olmadan aslanın üzerine çıkmış.
Fare, aslanın sırtından aşağı inerken bir anda aslan uyanmış. Kocaman pençelerinden biriyle fareyi yakalamış.
Aslan öfkeyle fareye bakmış.
“Sen benim üzerimde ne yapıyorsun?” diye kükremiş.
Fare korkudan titremeye başlamış.
“Çok özür dilerim. Sizi uyandırmak istemedim. Lütfen beni bırakın. Bir daha asla yanınıza yaklaşmayacağım.”
Aslan, küçücük fareye bakıp gülmüş.
“Senin gibi küçücük bir fare bana nasıl yardım edebilir ki?” demiş.
Fare başını eğerek cevap vermiş:
“Belki bugün size yardım edemem ama hayatın ne getireceğini kimse bilemez. Beni bırakırsanız bunu asla unutmayacağım.”
Aslan bir süre düşünmüş. Sonra farenin korkusunu fark edip pençesini açmış.
“Git bakalım küçük fare. Bir daha dikkatli ol.”
Fare büyük bir sevinçle oradan uzaklaşmış.
Aslanın Zor Durumu
Aradan birkaç gün geçmiş. Aslan yine ormanda dolaşırken ağaçların arasında kurulmuş büyük bir avcı ağına yakalanmış. Ne kadar çabalasa da ağdan kurtulamamış.
Aslan güçlü pençeleriyle ipleri koparmaya çalışmış, fakat ağ oldukça sağlammış.
Öfkelenmiş, bağırmış ve yardım istemek için yüksek sesle kükremiş.
Ormandaki hayvanlar bu sesi duyduklarında korkup uzaklaşmışlar.
Fakat biraz ileride yaşayan küçük fare, aslanın kükremesini duyunca sesin geldiği yere doğru koşmuş.
Bir süre sonra aslanı ağın içinde görünce hemen yanına gitmiş.
“Endişelenmeyin, sizi buradan çıkaracağım,” demiş.
Aslan şaşkınlıkla fareye bakmış.
“Sen mi? Bu ağ çok sağlam. Senin küçücük dişlerin bunu nasıl parçalayacak?”
Fare cevap vermeden ağın iplerini kemirmeye başlamış.
Küçük Farenin Büyük Yardımı
Fare, ağın bir köşesinden başlayarak ipleri tek tek kemirmiş. Dişleri küçükmüş ama sabrı çok büyükmüş.
Bir süre sonra ağın ilk ipi kopmuş.
Ardından ikinci ip…
Sonra üçüncü ip…
Fare durmadan çalışmış. Aslan da sabırla beklemiş.
Nihayet ağın büyük bir bölümü parçalanmış ve aslan kendisini dışarı atmayı başarmış.
Aslan özgürlüğüne kavuşunca derin bir nefes almış. Sonra küçük fareye dönmüş.
“Ben senin bana yardım edebileceğine hiç inanmamıştım,” demiş. “Ama bugün bana çok büyük bir iyilik yaptın.”
Fare gülümsemiş.
“Ben de size o gün söylemiştim. Bazen küçücük biri bile büyük bir iyilik yapabilir.”
Aslan başını sallamış.
“Artık bunu çok iyi anlıyorum.”

Aslan ile Farenin Dostluğu
O günden sonra aslan ile fare arasında güzel bir dostluk başlamış. Aslan, ormandaki küçük hayvanlara karşı daha dikkatli davranmaya başlamış. Hiçbir hayvanı yalnızca küçük olduğu için değersiz görmemiş.
Fare de zaman zaman aslanı ziyaret etmiş. Birlikte ormanda dolaşmış, birbirlerine yardım etmişler.
Ormandaki diğer hayvanlar da bu dostluğu gördükçe önemli bir gerçeği anlamışlar: Birinin güçlü olması, diğerinin güçsüz olduğu anlamına gelmez. Her canlının kendine özgü bir yeteneği vardır.
Bazen büyük görünen bir sorun, küçük ama kararlı bir yardım sayesinde çözülebilir.
Masaldan Çıkarılacak Ders
Aslan ile fare uzun yıllar boyunca dost olarak yaşamış. Aslan gücüyle, fare ise zekâsı ve sabrıyla birbirlerine destek olmuş.
Bu masaldan çıkarılabilecek en güzel ders ise şudur: Hiç kimseyi küçük görmemek gerekir. Bugün yardıma ihtiyacımız olmadığını düşünsek bile yarın bize hiç beklemediğimiz birinden yardım gelebilir. İyilik yapmak ise hiçbir zaman boşa gitmez.
Ve o günden sonra ormanda yaşayan bütün hayvanlar birbirlerine daha fazla saygı göstermeye başlamış.





