Nasreddin Hoca “Göle Maya Çalmak” Fıkrası

Bir sabah erkenden kalkan Nasreddin Hoca, eline bir kaşık yoğurt alır ve kasabanın dışındaki gölün yolunu tutar. Görenler şaşkınlıkla arkasından bakar. Kimisi “Hoca yine neyin peşinde?” der, kimisi de merak edip peşine takılır.
Hoca gölün kenarına gelir, hiç acele etmeden diz çöker. Elindeki yoğurdu dikkatlice suya dökmeye başlar. Kaşığıyla gölü karıştırır gibi hareketler yapar.

Bu sırada köylüler iyice toplanır. İçlerinden biri dayanamaz:
“Hocam, ne yapıyorsun böyle?”
Hoca gayet sakin bir şekilde cevap verir:
“Gölü yoğurt mayalıyorum.”
Kalabalık bir anda kahkahayı basar:
“Hocam, hiç göl yoğurt olur mu?”
Hoca hiç bozuntuya vermez, sakalını sıvazlar:
“Ya tutarsa?”
Ama bu sefer Hoca oradan hemen ayrılmaz. Saatlerce gölün başında oturur. Arada bir kaşığıyla suyu karıştırır, sanki gerçekten olacakmış gibi ciddi ciddi uğraşır.
Köylülerden bazıları dalga geçer:
“Hoca, akşama kadar beklersen belki ayran olur!”
Hoca gülümser:
“Hiç yoktan iyidir.”
Bir başkası:
“Hocam, bu iş imkansız!”
Hoca bu sefer biraz daha ciddi bir sesle cevap verir:
“İmkansız dediğin şey, denemeden bildiğin bir şey midir? Belki olmaz ama denemeden nasıl bileceksin?”
Gün batmaya yaklaşırken Hoca ayağa kalkar. Üzerindeki tozu silker ve göle son bir kez bakar.
Köylüler hala gülmektedir:
“Ne oldu hocam, yoğurt tuttu mu?”
Hoca yürümeye başlarken arkasını dönmeden cevap verir:
“Tutmadı ama sizin umudunuz da hiç yokmuş, onu anladım!”



