Pufy ve Tedy’nin Dostluğu

Güneşin ilk ışıkları, yemyeşil çam ormanlarının arasından süzülerek rengarenk çiçeklerle dolu küçük bir vadiyi aydınlatırken, yeşil vadide, insanların ve hayvanların birbirine sevgiyle yaklaştığı, kuşların her sabah en güzel şarkılarını söylediği huzurlu bir köy vardı. Köyün hemen kenarında ise kırmızı çatılı, beyaz duvarlı, geniş bahçeli sevimli bir ev varmış.
Bu evde yaşayan iki kedi varmış. Birinin adı Pufy, diğerinin adı ise Tedy imiş.
Pufy, bembeyaz tüyleri ve parlak mavi gözleriyle gören herkesi kendine hayran bırakırmış. Meraklı, cesur ve yeni yerler keşfetmeyi çok severmiş. Bir kelebeğin peşinden saatlerce koşabilirmiş, bir ağacın tepesine tırmanıp gün batımını izleyebilirmiş
Tedy ise yumuşacık gri tüyleri, sakin bakışları ve kocaman kalbiyle şefkatli bir kedi olarak tanınırmış. O, Pufy kadar hareketli değilmiş ama çok akıllı ve zekiymiş. Bir sorun çıktığında önce düşünür, sonra en doğru çözümü bulurmuş. Bahçedeki yaşlı kaplumbağalar bile bir konuda kararsız kaldıklarında Tedy’nin fikrini dinlermiş.
İkisi birbirinden çok farklıymış ama en iyi iki dostmuş.
Her sabah birlikte uyanır, aynı mama kabından kahvaltı eder, ardından bahçeye çıkıp oyun oynarlarmış. Pufy koşarken Tedy onu izler, Pufy yorulduğunda ise Tedy sessizce yanına uzanırmış.
Köyde yaşayan herkes onların dostluğunu örnek gösterirmiş.
“Gerçek arkadaşlık işte budur.” dermiş yaşlı bahçıvan.
“Birbirlerini tamamlıyorlar.” diye eklermiş komşu teyze.
Bir gün bahçedeki yaşlı meşe ağacına konan bilge baykuş, iki dostu uzuuun uzuuun izlemiş.
“İkinizin de kalbi çok temiz.” demiş bilge baykuş.
Pufy heyecanla kuyruğunu sallamış.
“Gerçekten mi?”
Baykuş başını sallamış.
“Evet. Ama gerçek dostluk yalnızca güzel günlerde değil, zor zamanlarda da belli olur.” demiş.
Bu sözler ikisinin de aklında kalmış..
Aradan birkaç gün geçmiş..
Bir sabah Pufy yine keşif yapmak istemiş.
“Tedy! Ormanın derinliklerine gidelim!” demiş.
Tedy biraz düşünmüş.
“Daha önce hiç gitmedik.” demiş.
“İşte bu yüzden gitmeliyiz!” demiş.
Tedy gülümseyerek “Peki ama dikkatli olacağız.” demiş.
İki arkadaş yola koyulmuş.
Önce papatyalarla kaplı çayırı geçmiş, sonra minik dereyi.
Ardından çam ağaçlarının gökyüzünü neredeyse tamamen kapattığı serin ormana girmişler.
Orman, düşündüklerinden çok daha büyükmüş.
Kuş sesleri yankılanıyor, rüzgar yaprakları dans ettiriyor, sincaplar dallar arasında neşeyle zıplıyormuş.
Pufy her şeyi hayranlıkla incelerken, “Şuna bak Tedy! Ne kadar güzel!” demiş.
Tedy ise çevreyi dikkatle kontrol ediyormuş.
“Yolumuzu unutmamalıyız.” demiş.
Bir süre sonra karşılarına yaşlı bir kirpi çıkmış.
Kirpi sırtındaki elmalarla yürümeye çalışıyormuş ama elmalar çok ağırmış.
Pufy hemen koşmuş “Size yardım edelim!” demiş.
İki arkadaş elmaları birlikte taşımaya başlamışlar.
Kirpi çok mutlu olmuş.
“Teşekkür ederim çocuklar.” demiş.
Sonra cebinden altın renginde küçük bir yaprak çıkarmış.
“Bu sıradan bir yaprak değil.” demiş
Pufy şaşırmış “Neden?” demiş
“Gerçek dostlara şans getirir.” demiş.
Pufy yaprağı dikkatlice almış ve “Onu hep saklayacağım.” demiş.
Yollarına devam etmişler. Az ileride küçük bir tavşan ağlıyormuş.
“Neden üzgünsün?” demiş.
Tavşan burnunu çekerek “Annemi kaybettim.” demiş.
Pufy hemen etrafa bakmaya başlamış.
Tedy ise toprağı incelemiş.
“Burada ayak izleri var.” demiş
İki arkadaş izleri takip etmişler
Kısa süre sonra tavşanın annesini bulmuşlaaar.
Anne tavşan yavrusuna kavuşunca sevinçten gözleri dolmuş.
“Bana dünyanın en büyük iyiliğini yaptınız.”
Pufy ile Tedy birbirlerine bakmışlar
Yardım etmek onlara büyük mutluluk vermiş.
Akşam olmaya yaklaşırken gökyüzü turuncuya dönmeye başlamış.
Tedy durmuş.
“Sanırım eve dönmeliyiz.” demiş.
Tam geri döneceklerken uzaktan ince bir miyavlama sesi duymuşlar.
Pufy kulaklarını dikmiş.
“Bunu duydun mu?” demiş
“Evet.” demiş.
Ses giderek güçlenirken İki arkadaş dikkatlice ilerlemişler.
Eski bir meşe ağacının kökleri arasında küçücük siyah bir yavru kedi sıkışmış.
Yavru korkudan titriyormuş.
Pufy hemen yanına giderek, “Korkma.” demiş.
Ama kökler çok sıkışıkmış. Tedy etrafı dikkatlice incelemiş.
“Birlikte çalışırsak başarabiliriz.” demiş.
Pufy toprağı kazmaya başlamış.. Tedy kuru dalları kaldırmış.
Dakikalar süren uğraştan sonra yavru kedi özgürlüğüne kavuşmuuuş.
Sevinçten ikisine birden sarılmış. “Benim adım Minnoş.” demiş
Pufy gülümseyerek, “Artık yalnız değilsin.” demiş.
Tam o sırada gökyüzü bir anda kararmış. Şiddetli rüzgar esmeye başlamış. Ağaçlar sallanıyor, yapraklar savruluyormuş.
Tedy gökyüzüne bakarak. “Fırtına geliyor.” demiş. Üç kedi hızla güvenli bir yer aramaya başlamış.
Fakat orman düşündüklerinden çok daha gizemliymiş. Rüzgarın uğultusu arasında, uzakta eski taşlardan yapılmış büyük bir kapı belirmiş. Kapının üzerinde altın harflerle tek bir cümle yazıyormuş:
“Gerçek dostlar, korkunun ötesindeki ışığı bulur.”
Pufy ile Tedy birbirlerine bakmışlar. İkisi de aynı şeyi hissediyormuş. Bu kapının ardında onları unutamayacakları büyük bir macera bekliyormuş…
Devamını okumak için yorum yazınız.





